13 Nisan 2009

Artık daha özgürüz..

Ergenekon bir başladı, derin bir nefes aldık; artık Ülkemiz karanlıktan kurtuluyordu. Bayrağımızın boynu bükük kalmayacak, Demokrasi Adalet şahlanacak pek bir özgür olacaktık. Atatürkçü Düşünce Derneği ile başladık tutuklamalara, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile devam ettik. Topraklarımızı satmayalım diyenlerle, Avrupa Birliği dayatmalarına ve ABD güdümüne hayır diyenleri de topladık. Bir de baktık, bu tutuklananlar meğer 30 yıldır bütün faili meçhullerin nedeni, PKK ve diğer terör örgütlerinin baş yönlendiricisi imiş. Yine pek sevindik, artık güneydoğudaki terör bağlantıları çözülecek, akan kan duracak, Kıbrıs peşkeş çekilmeyecekti. Bu tutuklanan teröristlerin(!) bütün telefon konuşmaları izlenmiş bütün bağlantıları ortaya çıkarılmıştı.

Ohhh artık rahatlamıştık.

Ama o da ne, Diyarbakır, Hakkâri, Şırnak’ta değil, İstanbul’un göbeğinde yüzleri maskeli sürüler istediği zaman molotof kokteyller ile sokakları ateşe verdiler. PKK’nın siyasal uzantısı DTP’nin yöneticileri Güney Doğu şehirlerinde sokakları provoke edip polisleri taşlattılar. Hani bütün bağlantılara ulaşmıştık, işimize gelen tüm görüşmeler takip ediliyordu. Bunları organize edenlere neden ulaşamadık? 2 yıldır Deniz Feneri’nin bütün belge ve bilgileri hemen hemen tüm basında yer almışken, teknolojik alt yapımız neden hâlâ bu bağlantıları çıkaramadı? Yimpaş bitti mi, kayıp trilyon kimin trilyonları idi? Türk Telekom nasıl peşkeş çekildi? Batı kıyılarımızda, Trakya’da, Güney Doğuda ne kadar toprağımız yabancılara satıldı? Yunanlılar dâhil Türkiye’de banka sahibi olmayan yabancı kaldı mı?

Bütün bu soruları ve daha fazlasını soracak olanlar toplandı toplanıyor. Şimdi daha özgür bir ülkede yaşıyoruz. Artık, 2. Cumhuriyetçiler, Ermenistan sınırını açıp sözde soykırımı kabul etmek isteyenler, Kıbrıs’ı verip kurtulmak isteyenler, Güney Anadolu Kürdistan Eyaleti olsun diyenler, Dibe vuran ekonomiyi başarı olarak göstermeye çalışanlar, Tekkelere Tarikatlara daha fazla özgürlük diyenler, daha özgür.

Kıssadan hisse Bir fıkra ile bitirelim; 1900’lerin başı, İstanbul sokakları Arnavut kaldırımı. Erzurum’un bir köyünden iş için İstanbul’a gelen köylüye sokak köpekleri saldırır, adam köyündeki alışkanlıkla yerden bir taş almak ister ama Arnavut kaldırımı özelliği nedeniyle taşlar yere neredeyse yapışıktır. Adam bir onu dener, bir başkasını dener, ama nafile taşlar çıkmıyor ve köpekler hızla yaklaşıyor…

Adam bu durum karşısında çaresizce kendi kendine söylenir:

“Ya ne biçim bir memleket burası, TAŞLARI bağlamışlar KÖPEKLERİ salmışlar”…

Sürçü lisan ettiysek affola….

.

0 yorum: