Bu Blogda Ara

LALENİN HOLLANDA'YA YOLCULUĞU

 26 ARALIK 1959

Avrupa’nın laleyi keşfi 16. yüzyılın ikinci yarısına rastlar. Çeşitli kaynaklara göre lalenin Avrupa’da görünmeye başlaması 1555-1562 yılları arasına denk gelir. Avusturya-Macaristan İmparatoru’nun Kanuni Sultan Süleyman nezdindeki büyükelçisi Ogier Ghiselin de Busbecq’in İstanbul’dan Avrupa’ya götürdüğü bitkiler arasında lale soğanlarının da bulunduğu bilinmektedir.

Lalenin Avrupa’ya kesin gidiş tarihi ve nasıl gittiği konusunda kaynaklarda benzerlikler olsa da tam bir fikir birliği yoktur. Büyükelçi Busbecq’in götürdüğü lale soğanları Kanuni tarafından mı hediye edilmiştir, yoksa büyükelçi merakı nedeniyle mi alıp götürmüştür, bu husus net değildir.

Avusturya-Macaristan büyükelçisi Ogier Ghiselin de Busbecq, 1522-1592 yılları arasında yaşamış Avrupalı bir diplomattır. Busbecq, 1555-1562 yılları arasında yedi yıl boyunca İstanbul’da görev yapmış ve bu süre içinde edebiyatta türünün ilk örneklerinden olan gezi mektupları türünde Türk Mektupları adlı eserini kaleme almıştır. Bu eser, dönemin İstanbul’u hakkında en önemli kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir.

Busbecq, büyükelçilik görevlerinin yanı sıra Türkiye’deki bitki yaşamını incelemeye de zaman ayırmıştır. O yıllarda lale Avrupalılar için bilinmeyen bir bitkiydi. Ancak lale Busbecq’in ilgisini çekmiş, soğanlarını botanik uzmanı bir arkadaşına göndermiştir. Arkadaşı da laleyi Hollandalılara tanıtmıştır.

Lale zamanla Hollanda’da büyük beğeni toplamış, bir dönem lale soğanları astronomik fiyatlarla alıcı bulmuştur. Bu döneme Hollanda’nın “lale devri” denebilir. Aynı dönemde Osmanlı’da lale bahçeleri süslese ve yaşamda önemli bir yer tutsa da Osmanlı’daki “Lale Devri” daha sonraları, 1718-1730 yılları arasında yaşanmıştır.

Hikâyenin üzücü yanı, 16. yüzyılda Osmanlı topraklarından Hollanda’ya giden lalenin, 18. yüzyılda Hollanda’dan ithal edilir hale gelmiş olmasıdır.

Osmanlı’da yaşanan sefahat dönemini tanımlayan Lale Devri, kanlı bir isyanla sona ermiş; dünyadaki siyasi değişimler ve ekonomik sıkıntılar sonrasında kan ve gözyaşının hâkim olduğu I. Dünya Savaşı yaşanmış, çöküş sürecindeki Osmanlı’nın ardından Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Genç Cumhuriyetin yaraları sarma ve ayağa kalkma sürecinden sonra dünyayı saran savaş vahşeti Türkiye’ye bulaşmamış olsa da sıkıntıları insanlara çok zor günler yaşatmıştır. Bunca sıkıntının ardından lale devri ve lalenin Osmanlı topraklarından Hollanda’ya ilk yolculuğu neredeyse unutulmaya yüz tutmuştur.

Ancak 1959 yılının son günlerinde lalenin hikâyesi üzerindeki sis perdesi aralanmaya başlar. Hollandalılar, hayatlarını uzun süre etkileyen laleyi ve lalenin ülkelerine yaptığı yolculuğu unutmamışlardır. Ülkelerinin lale ile tanışmasının anısına bir etkinlik düzenlemeye karar verirler. Bu haber, 26 Aralık 1959 günü Milliyet gazetesinde şöyle yer alır:


“ANKARA, HUSUSİ
Lale soğanının memleketimizden Hollanda’ya götürülmesinin 400. yıldönümü dolayısıyla yapılacak törende bir at arabası ile İstanbul’dan Hollanda’ya lale soğanı gönderilecektir. Hollanda’da büyük bir merasimle kutlanacak olan bu yıldönümünün ilk safhası İstanbul’da başlayacaktır. Bu törende Türkiye’den ilk lale soğanlarının o zamanki Hollanda sefiri Busbecq tarafından atlı araba ile götürülüşü temsili olarak tekrarlanacaktır. Bir posta torbası ile Türkiye’den mesajlar da götürecek olan araba, İstanbul surlarını 1 Nisan 1960 günü terk ederek sefirin takip ettiği Yunanistan-Yugoslavya-Avusturya-Almanya yolundan Rotterdam’a varacaktır. 1 Nisan 1960 günü, 400 senelik Türkiye-Hollanda dostluğunun başlangıç günü ilan edilecektir.”

(Haber metninde Busbecq Hollanda sefiri olarak belirtilmiş olsa da tarihi kaynaklar, onun İstanbul’daki görevinin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun büyükelçisi olduğunu göstermektedir.)

Türk halkı uzun zaman sonra bu haberle laleyi ve hikâyesini yeniden hatırlamış olur. Hatta o yıllarda lalenin anavatanının Hollanda olduğunu zanneden birçok kişi bu haberle gerçeği öğrenmiştir.


Avrupalıların gelenekçi yaklaşımının güzel bir örneği olan bu düzenleme, ardında hoş anılar bırakan büyük bir etkinlik olmuştur. Lalenin 400 yıl önceki yolculuğunu canlandıran temsili posta arabası, İstanbul’dan başlayarak Hollanda’ya ulaşıncaya kadar geçtiği Avrupa kentlerinde merak ve heyecana yol açmıştır.

30 Mart 1960 günü İstanbul’dan yola çıkması planlanan temsili posta arabası, İstanbul’a beş kamyondan oluşan özel bir kafile ile gelmiştir. Kafilenin ihtiyaçlarının yanı sıra yolda değiştirilmek üzere gerekli sayıda at nalı bulunması ilginç görüntülere sahne olmuştur. Yaklaşık 38 gün süren bu yolculukta atlar belli merkezlerde değiştirilerek yolculuğa devam edilmiştir.

Posta arabası İstanbul’dan ayrıldıktan sonra, 1 Nisan’da Selanik, 14 Nisan’da Belgrad, 21 Nisan’da Graz, 23 Nisan’da Salzburg, 25 Nisan’da Münih, 29 Nisan’da Frankfurt şehirlerinden geçmiş; 2 Mayıs’ta Bonn, 6 Mayıs’ta Lahey’e uğramış ve toplamda 38 gün sonra, 7 Mayıs’ta Rotterdam’a ulaşarak büyük bir törenle karşılanmıştır.

Lalenin Osmanlı topraklarından batıya ilk yolculuğundan yaklaşık 400 yıl sonra gerçekleştirilen bu anma töreninden yıllar geçmişken, sessizliğe bürünen lalenin bu öyküsünü bugün kimler biliyor ya da hatırlıyor acaba?